Kategori: Sağlık & Güzellik

17
Tem
2014
SAMSUNG CSC

KALİTELİ YAŞAMIN SIRRI:”KIRMIZI REİSHİ MANTARI”

17 Temmuz 2014

Özrü, kabahatinden büyük, korku ile beslenen o hastalıkla yakından tanışalı yirmiiki sene oldu. O zaman kanser bu denli yaygın değildi. Anneanneme yaptığım rutin keyifli ziyaretlerden birinde, “Göğsümde çıban çıktı.” dedi bana. Meme kanserinin belirtilerinden haberdar olduğum için, onu doğruca Ege Üniversitesi’nde dahiliyede çalışan Doktor arkadaşıma götürdüm. Korktuğumuz başımıza gelmişti, yapılan biyopsi gerçekleri önümüze serdi. Kanser tek meme ve lenf bezlerini sarmıştı. Anneannem yetmişsekiz yaşındaydı ve bir Giritli olarak oldukça sağlıklı bir ömrü olmuştu, içkisi, sigarası yoktu. Hatta; sırtımıza çektiği kupalar ve şifalı bitkilerden yaptığı ilaçlar ve yemekler ile büyütmüştü bizi.

Sevgim annem ….Bu yazım; onu yaşam enerjisini tüm savaşçı ruhlara aşılayabilmek adına

Sevgim annem ….Bu yazım; onun yaşam enerjisini tüm savaşçı ruhlara aşılayabilmek adına

Anneannemin memesi ve lenf bezleri 2 saatlik bir ameliyat ile alındı ve 78 yaşında bir kadın için oldukça sağlam ve sıradan karşıladı bu büyük ameliyatı. Ameliyat öncesi mamografi sırası beklerken, o daha ziyade gencecik kadınların memelerinin sarkıklığına şaşırıyordu. Doktor: “Hanımefendi siz kansersiniz.” dediği zaman ise ona: “Sorun değil, alacaksın daladiken tohumunu.” dedi “Ama dişisi olacak, erkeği işe yaramaz balla her sabah bir kaşık yutacaksın.” Doktor ona kanserin neredeyse devasız, korkunç bir hastalık olduğunu bir türlü anlatamadı. İlaç kullanmayı gurur davası yapan anneannem ameliyat sonrası kemoterapi görmeyi de reddetti. Ve korku ile beslenen o hastalık ona bir daha dokunamadı. Anneannem doksan yaşında normal sebeplerden dolayı, hadi bana müsade deyip, gözlerini bu hayata yumdu.

Anneannemi sonsuzluğa uğurlamadan iki yıl önce, yıl ikibinbirde annem babam ile , İstanbul’a bana yaptığı ziyaret sırasında, memesinde aylardır hissettiği ama ihmal ettiği bir bezeden bahsetti. “Ah dedim anne, bile bile nasıl ihmal edersin!” Soluğu hemen Çapa onkolojide aldık. Radyolojideki doktor arkadaşımdan, mamografi ve ultrason çekilmeden önce, sonucu ılımlı söylemesini rica ettim. O iyimser konuştu, ben de inandım başta kendi söylettiğim yalana, ama sonra başbaşa kaldığımız birara dediki: “Banu ben memede bu kadar büyük kitle görmedim, iki tarafta da var ve tüm göğsü ve lenf bezlerini sarmış.”  İşte o cümle çok uzun soluklu bir mücadelenin başlangıcı oldu.

Ben ve Kırmızı Reishi Mantarı

Ben ve Kırmızı Reishi Mantarı

Aslında kanser ile savaşmak yerine, barışmak gerektiğini annem öğretti bana. Ona kanseri söylediğimizde yıkılacağını sanıyordum. Ama o ben hayatı seviyorum ve yaşayacağım dedi. Kanser’in ismini telaffuz etmedi ettirmedi. Üç ay süren Kemoterapiden sonra kitlelerde mucize sayılabilecek küçülme sağlandı ve çift meme, tüm koltukaltı lenf bezleri dört saatlik bir ameliyat ile alındı. Bütün bunlar yaşanırken annem sadece 56 yaşındaydı. Ve ameliyat sonrası uygulanan başarılı bir seri kemoterapi, radyoterapi sonrasında kanser pençesini annemin üzerinden çekti.

Bu barış anlaşması tam 6 yıl sürdü. İlginin üzerinde çekildiğini hisseden kanser kendini kemiklerde yaygın bir şekilde göstermeye karar verdi. 2007 ekim ayında kalça kemiği, omurilik ve kaburga kemikleri dahil olmak üzere kanser annemin kemiklerini sarmıştı. Ve bir kez daha acizliğin verdiği o telaş içimizi sardı. Önce kemoterapi mi; radyoterapi mi göreceği doktorlar arasında tartışılırken, ben ve kuzenim bitkisel destekleyici ürün arayışlarına başladık. Önümüze bir çok bitkisel ürün serildi: “Alfa Rice, Siyah havuç, Zakkum ve hayatınımızı değiştiren, aslen Himalayalarda yetişen  “Ölümsüzlük Mantarı”, diğer ismi ile “Kırmızı Reishi Mantarı”.

Yapısı tahtaya benzeyen Kırmızı Reishi Mantarı

Tahtamsı yapılı Kırmızı Reishi Mantarı

Kırmızı Reishi Mantarı’na Türkiye’de ulaşmak istediğimiz zaman karşımıza çıkan ilk adres; canla başla bu konuda çalışan Sevgili Refiye Erkel oldu. O sırada Türkiye’de yaygın olmayan bu mantarı yetiştirme konusunda, Erkel Gıda oldukça yol almıştı ve Refiye Hanım bu şifalı mantarın kullanımı konusunda bitmek bilmeyen sorularımızı hiç bıkmadan yanıtladı. Doktorlarımıza sorduğumuzda bu konuda bize birşey diyemediler; fakat biz kemoterapi ve radyoterapi ile birlikte Kırmızı Reishi Mantarı’nı Annemde kullanmaya başladık. Ve 7 aylık bir kullanımdan sonra, yapılan tekkiklerde annemin kemiklerinde yayılan kitlelerde kaydadeğer bir azalma kaydedildi. Ayrıca annemin kan değerleri ve enerjisi uygulanan kemoterapi sırasında hiç düşmedi. Tam tersine annemin yüksek olan şeker ve kolestrolü Kırmızı Reishi sayesinde düşüş kaydetti. O yılın 23 nisanı bizim için ikinci bir anlam kazandı.

Bu inanç ile ben de, kendimi kanserden koruma amaçlı Kırmızı Reishi Mantarı kullanmaya başladım. Annem ve anneannemde de meme kanseri görülmesi benim için büyük riskti. Kendimi, “Keşke Reishi Mantarını annemin kanser ile mücadelesinin ilk safhalarında keşfetseydik.” diye düşünmekten alamadım. Annem 5 sene daha kanser ve kendi ile son derece barışık sağlıklı yaşadı ama kanser onu maalesef omurilikten vurup sinirlere baskı yapınca, geçirdiği belden aşağı felç onu yavaş yavaş bir yıl boyunca hayattan uzaklaştırdı. Ama onun yaşam dolu mücadelesinde, ona destek ve güç veren Kırmızı Reishi mantarını sizlere de anlatmadan geçmek istemedim. Ve bu konuda sizi istatistik ve deneyim olarak en çok aydınlatacak kişi olan, Sevgili Refiye Erkel ile tanıştırmak istiyorum. Ardı arkası kesilmeyen sorularımı ona bir kez de sizin için sordum ve aynı sabır ve şevkat ile cevaplar aldım. Ve Refiye Hanım’ın yıllarca inancı ile tek başına savaştığı bu alanda artık yanında inançlı Doktorlar da görmek mümkün. Bunlardan biri de Enfeksiyon Hastalıkları Ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı sevgili Selma Sander. Bu samimi, duygusal bir o kadar yol gösterici röportaja Selma Hanım da kendi deneyim ve bilgilerini ekleyerek güç kattı.

Sevgili Refiye Erkel ve Ben

Sevgili Refiye Erkel ve Ben

BS:  Altı seneyi aşkın, kanserle mücadelemiz sırasında, sizin ile telefonda da olsa çok şey paylaştık Refiye Hanım, sizi evimin cennet bahçesinde ağırlamaktan çok keyif duyuyorum. Peki, Erkel Gıda’nın Bahçesinde kaç senedir neler oluyor biraz anlatır mısınız?

REFİYE ERKEL: Bu yıl mantarcılık sektöründe 30. Yılını kutlayan firmamız, sağlıklı ve dengeli beslenme için kültür mantarı, farklı egzotik mantarlar ve sağlıklı yaşam için besin takviyesi olarak tıbbi mantarlar yetiştirmekte Banu Hanımcığım. Erkel Gıda; mantarın sporlarından başlayarak, misel, kompost, taze mantar , kurutulmuş mantar ve ürünleri de dahil olmak üzere her aşamasında araştırma ve üretim çalışmaları yapmakta; mantar üreticileriyle işbirliği içerisinde, Türkiye’de mantar üretiminin ve tüketiminin yaygınlaşması için çalışmalarını sürdürmektedir. Ben de kimya mühendisi olarak bu çalışmaları sürdürmekte olan teknik kadronun içinde yer almaktayım. 2007 yılında Kırmızı Reishi Mantarının Türkiye’de de yetiştirilebilmesi için gerekli altyapıyı oluşturarak 2008 yılında başlattığımız üretimi, kültür aşamasından nihai ürüne kadar gerçekleştirerek , sürdürmekteyiz.

Erkel Gıda tarafından yetiştirilip kullanıma sunulan Kırmızı Reishi Mantarı

Erkel Gıda tarafından yetiştirilip kullanıma sunulan Kırmızı Reishi Mantarı

BS: Biz, sizinle Kırmızı Reishi mantarı yetiştiriciliğine başladığınız sıralarda tanıştık. Peki Erkel Gıda Kırmızı Reishi Mantarı ile ne zaman, nasıl tanıştı ve yetiştirmeye karar verdi?

REFİYE ERKEL: Kırmızı Reishi mantarı tıbbi mantarlar sınıfında bir mantardır. Tıbbi mantarların yetiştirilmesi ile ilgili bazı çalışmalarımız ve araştırmalarımız olmasına rağmen 2007 yılına kadar üretimini gerçekleştirmemiştik. Çocuğu kanser olan ve tedavi için yurtdışına giden bir arkadaşımızın tedavi esnasında, tedaviyi desteklemek amacı ile Kırmızı Reishi mantarını önerdiklerini ve bizim böyle bir üretimimiz olup olmadığını sorması üzerine bu mantar ile ilgili araştırmalarımızı yoğunlaştırdık. Bu mantarın Çin ve Japon tıbbında kullanıldığı bilinen en eski mantar türü olduğunu ve 2000 yılı aşkın süredir kullanılmakta olduğunu gördük. Dünyanın çeşitli ülkelerinde yapılan çok sayıda araştırma bu mantarın birçok hastalığa karşı koruyucu olarak kullanılabileceğini, bazı rahatsızlıklarda da tedaviyi desteklemek bakımından önemli etkileri olduğunu göstermekteydi. Japonya Sağlık Bakanlığının, bu mantarı kemoterapi esnasında tüm hastalara önerilmesini onayladığını belirledik. Bu kadar farklı uygulama alanları olan bu mantarın Türkiye’de üretilebilmesi ve kullanıma sunulması için gerekli çalışmalara hız verdik.

Kırmızı Reishi Mantarı üretim safhasında

Kırmızı Reishi Mantarı üretim safhasında

Japonya’dan bu mantarın kültürünü temin ederek ve bu mantarın etkilerinin, doğal olarak kullanılması sonucunda elde edilebileceğinin bilincinde olarak , üretiminin hiçbir aşamasında sentetik girdi, katkı maddesi ve ilaç kullanmadan yetiştirilmesi için özel olan yetiştirme koşullarını da sağlayarak 2008 yılında Türkiye’de, İstanbul’da üretimine başladık. Önce sadece kurutulmuş olarak, 2010 yılından beri de hazır ekstrakt olarak ; sağlığını önemseyenlerin ve korumak isteyenlerin tüketimine sunmaya devam ediyoruz. Talebi karşılayacak şekilde ve modern yöntemlerle üretime devam edebilmek için 2012 yılından beri bu amaçla kurulmuş olan ve ISO 22000 Gıda Güvenliği ile ISO 9001 Kalite Yönetim Sistemi belgelerine sahip olan İzmir –Menemen’deki tesisimizde çalışmalarımızı sürdürmekteyiz.

BS:  Köklü bir Giritli olan Anneannem, bizi her türlü şifalı bitki ile büyüttü. Aslında bu tür şifalı bitkilerin faydaları yüzyıllar öncesine dayanıyor, peki Kırmızı Reishi Mantarının bilinen böyle bir hikayesi var mı?

REFİYE ERKEL: Kırmızı Reishi (Red Reishi) mantarı ; Latince adı Ganoderma lucidum, Çin’de Ling Zhi, Japonya’da Reishi (veya Mannentake) olarak tanınan ,sağlıkla ilgili mucizevi faydaları olduğu bilinen, doğada ağaçlar üzerinde çok nadir olarak bulunabilen şifalı bir mantardır. Bağışıklık sistemini güçlendirici, karaciğeri koruyucu ve vücut fonksiyonlarını dengeleyici etkileri nedeni ile geleneksel Uzakdoğu tıbbı tarafından yüzyıllardır kullanılmaktadır. Geleneksel Çin tıbbının babası olarak kabul edilen Shen Nong  (Han Dynasty, MÖ 206) tarafından derlenen ve Uzakdoğu tıbbının ilk yazılı metni olan ‘ Herbal Pharmacoppeia’adlı eserde, 365 değişik şifalı bitki, medikal etkisi yanında, sürekli kullanılması durumunda elde edilecek tıbbi faydalar ve görülecek yan etkiler olmak üzere iki ana kriter dikkate alınarak üç kategoride -üstün (süperior), sıradan ve vasat – sınıflandırılmıştır. Superior (üstün ) adlı birinci kategoride çoklu hastalıklarda etkili olan, vücut dengesinin sağlanması ve devamından sorumlu olan bitkiler yer alır ki , bunlar  en faydalı olanlar ve hiç veya çok az yan etkisi olanlardır . Kırmızı Reishi mantarı bu bitkiler içinde  1. sırada yer almış ve bu yüzden eski zamanlarda en çok övgü alan bitki olmuştur. 16. Yüzyılda , Çin’de kullanılan yüzlerce tabii ilacın yer aldığı Pen T’sao Kang Mu  farmakopesinde Reishi kullanımı ile ilgili faydalar açıklanırken yaşam enerjisine olan pozitif etkileri, vücudun tüm sistemlerini güçlendirerek genel sağlık durumunda yadsınamaz iyileşmeler sağladığı ve böylece uzun ömrün müjdecisi olduğu vurgulanmıştır.

Kırmızı Reishi mantarı Uzakdoğu kültürlerinde yüzyıllardır bilinmesine ve kullanılmasına karşın, Batı dünyasında ancak son 35 yıldır bilinmektedir. Çünkü doğada çok nadir olarak bulunabilen bu mantar tarihte sadece imparatorlar ve hanedanları tarafından kullanılabilmekteydi, ancak 1977 yılında Japonya’da kültüre alınarak özel ortamda, istemiş olduğu koşullar yaratılarak yetiştirilmesi başarıldıktan ve yaygın olarak yetiştirilmeye başlandıktan sonra birçok bilimsel ve tıbbi araştırmaya konu olmuş ve genel kullanıma sunulmuştur. Tarihin ilk çağlarından beri gençliğin ve uzun yaşamın kaynağı olarak kabul edilmiş ve ‘Ölümsüzlük Mantarı ‘ olarak adlandırılmıştır. Kırmızı Reishi mantarı , sağlığımızı korumada kullanabileceğimiz tarihten gelen bir güçtür.

Gücünü kırmızılığından alan Kırmızı Reishi Mantarı

Gücünü kırmızılığından alan Kırmızı Reishi Mantarı

BS: Reishi’den bahsederken, devamlı surette “Kırmızı Reishi” diyoruz. Reishi ve Kırmızı Reishi’nin farkı nedir?

REFİYE ERKEL: Reishi, Shiitake, Maitake, Cordyceps gibi mantarlar günümüz global sağlık katkıları pazarında yaygın olarak kullanılmaktadır. Kırmızı Reishi mantarını öne çıkaran  ve özel kılan, yüzyıllardır kullanılmasına neden olan ve yapılan bilimsel çalışmalar ile de kanıtlanan etkileriyle sağlığımız bakımından olan önemidir.

Latince ismi Ganoderma olan Reishi mantarının 200 ün üstünde çeşidi vardır;  kırmızı, siyah, mavi, beyaz, sarı ve mor Reishi en çok bilinen ve üzerinde detaylı araştırmalar yapılan çeşitleridir. Bu altı çeşitten Ganoderma lucidum (Kırmızı Reishi) ve Ganoderma sinensis (siyah reishi) genel olarak ‘reishi mantarı ‘olarak bilinen mantarlardır. Siyah Reishi doğada kolay bulunabilen bir çeşittir ve ‘yabani’ Reishi kullanıldığı belirtilen ürünlerde bulunan çeşit genellikle budur. Oysa yapılan araştırmalar ile sağlığımız üzerinde olumlu etkileri belirlenen reishi mantarı cinsi Kırmızı Reishi (Ganoderma lıcidum) dir ve doğada çok nadir bulunan bir mantar olduğu için ancak son yıllarda üretimi başarıldıktan sonra yaygın olarak üretilmesiyle genel tüketime sunulabilmiştir.

Bize çok sık sorulan bir soru da Türkiye’de bulunan Reishi mantarı ile ilgilidir, ancak Türkiye’nin iklim koşulları Kırmızı Reishi mantarının doğal gelişimi için uygun değildir ve doğamızda görülebilen Reishi mantarları Ganoderma appalantum cinsi olup farklı özelliklere sahip mantarlardır.

Kırmızı Reishi Mantarını özel kılan, yapılan birçok bilimsel araştırma ile ortaya konan içeriğindeki 400 den fazla bioaktif maddedir. Bunların en önemlilerinden polisakkaritlerin , Kırmızı Reishi mantarında yüksek miktarda ve özel bir kombinasyonda bulunduğu kanıtlanmıştır. Sadece Kırmızı Reishi mantarında bulunan ve mantara karakteristik buruk (bitter) tadı veren triterpenlerin (ganoderik asitler), araştırmalar sonucunda belirlenen birçok farklı yararları bu mantarı özel yapan  diğer önemli bir özelliktir. İçeriğindeki organik Germanyum Elementi, kanda taşınan Oksijen miktarının artmasında ve böylece hem vücudumuzun alkali hale gelmesi hem de hücrelerin yenilenmesinde önemli rol oynamaktadır. Lanostan, sterol, adenosin, canthaxanthin, pantothenic asit, lucidenik ve lineloik asitler gibi bioaktif maddeler de Kırmızı Reishi mantarına farklı özellikler kazandırmaktadır.Yapılan araştırmalar, bu mantarda bulunan farklı maddelerin bir arada iken sinerjik bir etki oluşturduğunu göstermektedir; yani bir arada sağladıkları etki, tek tek sağlayacakları etkilerin toplamından fazladır.

Bebek Kırmızı Reishi Mantarları -Kırmızı Reishi Mantarının yetişkin olgunluğa gelmesi 9 ayı alıyor.

Bebek Kırmızı Reishi Mantarları -Kırmızı Reishi Mantarının yetişkin olgunluğa gelmesi 9 ayı alıyor.

BS: Erkel Gıda Kırmızı Reishi mantarını özel koşullarda yetiştiriyor. Bu mantarı doğada yetiştirmek ya da temin etmek mümkün değil mi?

REFİYE ERKEL: Kırmızı Reishi (Ganoderma lucidum) mantarı, Uzakdoğu’da , özellikle Çin ve Japonya’da ormanlarda doğal olarak bulunabilen bir mantardır. Ancak bu mantarın çoğalmasında rol alan sporlarının dış yüzeyi çok serttir, bu nedenle çatlamaları ve tekrar gelişmeleri neredeyse imkansızdır. Bu nedenledir ki , uygun iklim koşullarında dahi nadir olarak bulunabilmektedir ve yaygın tüketim için yeterli değildir.

Ayrıca doğada bulunabilen mantarlar, çevrelerindeki besin ortamında bulunan ağır metal ve organik kirliliklerin yanı sıra  havadaki kirlilikten etkilenerek bu kirletici maddeleri içerebilirler. Mantarların toplanma dönemi de mantar kalitesi üzerinde etkilidir ve reishi mantarının tam olgunluğa eriştikten sonra toplanması gerekir, oysa doğada bu anı yakalamak mümkün değildir;erken toplandığı zaman etkin maddeler bakımından olması gereken değere ulaşmamış olabileceği gibi geç toplanması halinde de hem kirleticilere daha uzun süre maruz kalmaktadır hem de böcek ve/veya kurtların mantara yerleşme riski vardır.

Sevgili Refiye Erkel - Reishi Mantarının ham hali, Erkel Gıda tarafından katkısız çay yaprağı haline getirilmiş hali ve Ekstraktı

Sevgili Refiye Erkel – Reishi Mantarının ham hali, Erkel Gıda tarafından katkısız çay yaprağı haline getirilmiş hali ve Ekstraktı

Özel koşullarda yetiştirilen mantarlarda bu  riskler söz konusu olmadığı için ve doğada yeterince bulunamadığı için , sağlık bakımından çok önemli etkilere sahip olan Kırmızı Reishi mantarı tüm dünyada özel olarak yetiştirilmektedir.Yetiştirilen  mantarının kalitesi, kullanılan ana kültürün özelliklerine, kendisine sağlanan besin elementlerine, ortamın ısı/nem/karbondioksit miktarı/oksijen miktarı gibi özelliklerine, aldığı güneş ışığı miktarına  bağlı olarak değişmektedir. Bu nedenle  ancak özel ortamda, istemiş olduğu koşullar yaratılarak  yetiştirilmektedir. Dünyada yapılan üretimlerde en kaliteli Reishi mantarları Kütük Yöntemi ile yapılan üretimlerde elde edilebilmektedir.

Kırmızı Reishi mantarı, ERKEL Gıda tarafından, mantar miseli (tohumu) ve mantar üretimi konusunda 30 yıllık deneyimi olan  yetkin bir teknik kadro ile, Kırmızı Reishi ana kültüründen başlayarak üretimin son aşamasına kadar hiçbir kimyasal (sentetik) girdi ve ilaç kullanmadan, doğal olarak kütükler üzerinde, özel oluşturulmuş ve sıkı bir şekilde denetlenen koşullarda doğadakine eşdeğer olarak üretilmektedir.

Sağlık açısından önemli olan  etken  maddeler bakımından en uygun olan zamanda, tamamen olgunlaşmış halde hasat edilerek ve sadece kurutulup dilimlenerek doğal halde  veya katkısız hazırlanan içime hazır ekstrakt halinde tüketime sunulmaktadır.

Tüm üretim koşullarının sıkı bir denetime tabi olduğu ve hiçbir kimyasal girdinin kullanılmadığı bu üretim şekli ile elde edilebilecek maksimum etkilerinin sağlanması garanti edilmektedir.

Cennet bahçemde cennetten çıkma mantar Kırmızı Reishi hakkında Yetiştiricisi Refiye Erkel ile sohbet.

Cennet bahçemde cennetten çıkma mantar Kırmızı Reishi hakkında Yetiştiricisi Refiye Erkel ile sohbet.

BS:  Beni Kırmızı Reishi mantarı ile maalesef kanser tanıştırdı, sonrasında koruma amaçlı kullanınca rutin tahlillerimde farklı faydalarını da hissettim. Kırmızı Reishi Mantarı’nın deneylenmiş, başka ne gibi yararları var?

REFİYE ERKEL: Kırmızı Reishi mantarının sağlığımıza yaptığı etkileri genel olarak değerlendirdiğimizde: Bağışıklık sistemini güçlendirici etkisi ile genetik, bulaşıcı ve yaşlanmaya bağlı gelişebilen birçok hastalığa karşı koruyucu özelliği; Kan dolaşımını düzenlemeye yardımcı olarak kalp krizi ve spazmı, damarlarda tıkanma, felç gibi risklerin önlenmesinde etkisi; Kanser riskine karşı koruyucu etkileri; Hücre yenileyici özellikleri nedeniyle yaşlanmayı geciktirici (anti-aging) etkisi; Vücutta biriken toksinlerden arınmayı kolaylaştırıcı etkisi; Kandaki oksijen miktarının artmasına ve kan akışının düzenlenmesine yardımcı olarak cilde gelen oksijen ve besin miktarında yükselme ve cilt üzerinde iyileştirici etkileri ; Sürekli kullanımda stres seviyesinde azalma ve uyku düzeninde düzelme sağlayıcı etkileri olduğunu görebiliyoruz.

Özetlersek : Bilimsel araştırmaların birçoğu Kırmızı Reishi mantarı kullanımının, vücut organ ve fonksiyonlarının normalleştirilmesi ve düzenlenmesinde çok etkili bir besin katkısı olduğunu göstermektedir; Kırmızı Reishi tıbbi tedavilerin yerine değil, tıbbi tedavilere destekleyici ve tamamlayıcı olarak kullanılmalıdır.

Uzakdoğu’da yüzyıllardır bilinen ve kullanılan kırmızı reishi mantarı, yukarıda bahsettiğimiz yararları ile son 35 yılda Batı dünyasının da dikkatini çekmiştir ve farklı alanlarda kullanımları geliştirilmiştir. Örneğin Rusya’da kozmonotların farklı koşullara adaptasyonu çalışmalarında kullanılırken, kanda taşınan oksijen miktarın arttırıcı özellikleri nedeni ile sporcularda ve dağcılarda destekleyici olarak kullanılması ve sigarayı bırakanlarda akciğer fonksiyonlarını düzenlenmesi için önerilmektedir…

Sevgili Refiye Erkel ile Kırmızı Reishi Sohbeti

Sevgili Refiye Erkel ile Kırmızı Reishi Sohbeti

BS: Bu etkileri gösterdiği iddia edilen birçok farklı ürün ile karşılaşıyoruz piyasada. Sizce Neden Kırmızı reishi mantarını tercih etmeliyiz?

REFİYE ERKEL: Piyasada, tedavi edici ve besin olarak vücuda faydalı olduğu iddia edilen sayısız vitamin, şifalı bitki veya doğal ürün bulunmaktadır ve bunlardan hangisinin gerçekten faydalı olduğunu belirlemek zordur; ama Reishi mantarının şifa verici olarak değeri iddia olmaktan çıkmış ve son yıllarda yapılan çok kıymetli tıbbi ve bilimsel araştırmanın olumlu sonuçları ile desteklenmiştir.

Ayrıca şu hususun altını çizmekte yarar var: Kırmızı Reishi Mantarı etkileri konusunda yapılan birçok araştırma, Kırmızı Reishi Mantarının sağlık üzerindeki bu etkilerini herhangi bir yan etki yapmaksızın sağladığını ve sürekli kullanılması durumunda dahi vücutta birikim yapmadığını , dolayısıyla toksik etki oluşturmadığını göstermektedir.Bunlar ise Kırmızı Reishi mantarını çok özel kılan özelliklerdir.

BS: Peki Kırmızı Reishi Mantarı’nı ağırlıklı kimler kullanıyor ve kullanmalı Refiye Hanım?

REFİYE ERKEL: Günlük yaşamınızı düşünün ve aşağıdaki durumlara cevabınızı evet veya hayır olarak belirleyin: Genelde kendinizi yorgun ve halsiz hissediyor musunuz? Merdiven çıkarken ya da orta dereceli egzersizler yaparken bile nefes problemi yaşıyor musunuz? Cildiniz kuru, renksiz ya da solgun mu ya da yaşınıza göre erken kırışmaya mı başladı? Alerjiler nedeni ile günlük hayatınızda sıkıntı yaşıyor musunuz? Yaşantınız hareketli ve stresli mi? Çevre kirliliğinin yüksek olduğu bir ortamda mı yaşıyorsunuz? Sık sık nezle, grip ve/veya öksürük problemi yaşıyor musunuz? Ailenizde diabet hastalığı olan var mı? Ailenizde kalp problemi yaşamış olan var mı? Ailenizde kanser olan kimse var mı? Genetik, çalışma ortamı gibi nedenlerle yüksek kanser risk grubunda mısınız? Uzun süreli bir tedavi görüyor musunuz? Ciddi bir rahatsızlığın ardından iyileşme sürecinde misiniz? Yüksek tansiyon ve/ veya yüksek kolesterol probleminiz var mı? Sigara ya da içki kullanıyor musunuz? Uyku problemi yaşıyor musunuz ya da günlük 8 saatten daha mı az uyuyorsunuz?

Eğer yukarıdaki sorulardan en az 2 tanesine evet yanıtını verdiyseniz, sağlığınız ile ilgili problemlerinizin çözümünde ve tedavinizde , doğanın bize sunduğu bu güçten, yani Kırmızı Reishi mantarının gücünden mutlaka yararlanmalısınız .

Eğer bir sağlık probleminiz yoksa bile, Kırmızı Reishi mantarının potansiyel en büyük tıbbi faydası insanın bağışıklık sistemini güçlendirebilme etkisi olduğuna göre; tüm hastalıklara karşı vücudun doğal korunma mekanizmasını güçlendirmek, böylece hastalıklardan uzak, sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilmek, yaşlılıkta da gençlikteki sağlık şartlarında kalabilmek için  Kırmızı Reishinin genel koruyucu etkisinden yararlanmanızı öneririm.

Her insan uzun bir yaşam sürmek ister ama önemli olan bedenen ve ruhen sağlıklı bir yaşam sürebilmektir. Unutmamalıyız ki gelecekte yaşayacaklarımız bugün yaptıklarımıza göre şekillenir. O taktirde bugünden geleceğimize yatırım yaparak, sağlığımız için Kırmızı Reishi mantarını kullanmalıyız.

Kırmızı Reishi Mantarı, çay yaprağı haline getirilmiş hali ve doğal ekstraktı

Kırmızı Reishi Mantarı, çay yaprağı haline getirilmiş hali ve doğal ekstraktı

BS: Ben Kırmızı Reishi mantarını, sayenizde doğadaki  haliyle görme şansına sahip oldum, diğer mantarlara hiç benzemiyor; tahtamsı sert bir dokusu var. Bu mantarı, en iyi şekilde faydalanabilmek için ne şekilde tüketmemiz gerekiyor?

REFİYE ERKEL: Reishi mantarı odunsu yapısı nedeni ile hazmı mümkün olmadığından yenebilen mantarlardan değildir. Toz haline getirilip yutulsa dahi hazmedilmeden vücuttan atılacağı için yararlarından istifade etmek mümkün değildir. Reishi mantarı suda kaynatılarak , içindeki yararlı maddelerin suya geçmesi sağlanmalıdır (ekstrakt-özüt çıkarma işlemi).

Reishi mantarı kullanımında çeşitli kimyasal yollarla kapsül (hap) haline getirilmiş formu  yerine,  kurutulmuş ve dilimlenmiş Reishi mantarının cam kapta kaynatılarak elde edilecek ekstraktının çay olarak içilmesi  veya kolay kullanım için uygun koşullarda hazırlanmış, korunması için sterilize edilmiş ve hiçbir katkı maddesi içermeyen hazır sıvı ekstrakt formunda tüketilmesi önerilir.

Böylece, kırmızı Reishi mantarının hiçbir katkı maddesi almadan, doğal olarak tüketilmesi ve etkilerinden azami seviyede yararlanılması mümkün olmaktadır. Bahsedilen doğal halde tüketim, özellikle Çin’den gelen bazı  kapsüllerde mantarın öğütülmüş halinin kullanılması nedeniyle mantardan beklenen etkinin  sağlanamaması olasılığını ortadan kaldırdığı  gibi hap, kapsül veya büyük hacimli sıvı ekstrakt formlarında kullanılmak zorunda olan koruyucu kimyasal maddelerden ve bunların yan etkilerinden korunmayı sağlayacaktır. Kullanacağınız reishi mantarı ürünlerinde bu özellikleri sorgulamanız sizi doğru ürünlere ulaştıracaktır. Reishi mantarı ürünlerini kıyaslarken üretici firma, üretim izni, üretim yöntemi, yerli-yabancı, doğal-işlenmiş (katkılı), ambalaj ve kullanım şekli gibi kriterler önem taşımaktadır. Unutulmamalıdır ki düşük kaliteli Reishi ürünü kullanmak para ve zaman kaybına neden olabileceği gibi bu mantara olan güvenin azalmasına da neden olabilir; bu durumda ise Reishi mantarının sahip olduğu gerçek iyileştirme potansiyelini görme şansını yitirmiş oluruz. Sağlığına önem verenler , ödedikleri bedel ile satın alabildikleri ürün/hizmet/bilgi değerlerini mutlaka dikkate almalıdırlar.

Doğal olarak ekstraktı çıkartılmış Kırmızı Reishi Mantarı

Doğal olarak ekstraktı çıkartılmış Kırmızı Reishi Mantarı

BS: Ben Koruma amaçlı Reishi Mantarını günde 1 doz ekstrakt şeklinde kullanıyorum. Kırmızı Reishi Mantarını kimin, hangi dozda kullanması gerekiyor?

REFİYE ERKEL: KırmızıReishi mantarı kesinlikle bir ilaç değildir; koruyucu özellikleri olan ve birçok hastalığın tedavisinde yardımcı olabilen doğal, tamamlayıcı bir besin desteğidir. Sağlıklı insanlar tarafından kullanılabileceği gibi, hastalık tedavilerinde asıl tedavi ile birlikte tedaviyi destekleyici olarak kullanılmalıdır.

Reishi mantarının toksik olmadığı araştırmalar ile gösterilmiştir ; yüksek dozda kullanımı dahi vücutta birikim yapmaz. Diğer taraftan Reishi mantarı çok düşük dozlarda kullanıldığı zaman ise yeterince etki sağlanamayacağından iyileşme süreci uzayabilir veya ürüne olan güven de sarsılabilir. Bu nedenle Kırmızı Reishi mantarı önerilen dozlarda kullanılmalıdır.

Normal olarak bir insan, Kırmızı Reishi kullanmaya başladıktan 10-15 gün sonra faydalı etkilerini hissetmeye başlar. Genel sağlık durumunda belirgin bir farklılık ise 2 ay süreli düzenli ve sürekli kullanım sonunda görülebilir. Toksik özelliği olmadığı için sürekli kullanılmasında hiçbir sakınca yoktur. Kırmızı reishi Mantarı bir ilaç olmadığından ve  etkisinin görülmesi bünyeden bünyeye farklılık gösterebileceğinden kullanımında sabırsız davranılmamalı, etkisini gösterebilmesi için gerekli süre ile kullanımına devam edilmelidir.

SAMSUNG CSC

BS: 2007′den beri Kırmızı Reishi konusunda çok yoğun bir çalışma sürdürüyorsunuz Refiye Hanım. Deneyim ve bilgilerinize dayanarak eklemek istediğiniz başka şeyler var mı?

REFİYE ERKEL: Kırmızı Reishi mantarının etkileri konusunda Uzakdoğu’da ve Batı’da yapılan çok sayıda Bilimsel araştırma, Kırmızı Reishi kullanımının:

  • Günlük yaşamı sağlıklı sürdürmek,
  • Vücudumuzun doğal savunma mekanizmasını güçlendirerek olumsuz etkilere karşı korumak,
  • Yaşın ilerlemesi sonucu oluşan problemlerin önüne geçmek,
  • Bağışıklık, sinir, dolaşım, solunum, boşaltım, kas ve kemik sistemlerini güçlendirmek,
  • Yüksek tansiyon, kolesterol, diabet, bronşit, prostat gibi problemlerle baş etmek,
  • Kanser, karaciğer bozuklukları, hepatit, HIV/AIDS gibi hastalıklardan korunmak ve bu hastalıklarla savaşmak,

konularındaki olumlu etkilerini, faydalarını kanıtlamaktadır.

Ürünümüzün etkileri konusunda, Kırmızı reishi dostu kullanıcılarımızdan ve onların takibini yapan doktorlarımızdan gelen olumlu tepkiler ve sonuçlar bize çalışmalarımızda güç vermektedir. Bu dostlarımızın tecrübelerini bizlerle ve çevreleri ile paylaşmaya devam etmelerini diliyoruz.

Kırmızı Reishi mantarı bu etkileri ile bağışıklık sistemimizin ve sağlığımızın doğal sigortasıdır. İnsanlar seçtikleri doğru Kırmızı Reishi ürününü, uygun dozda kullanarak ve etkisini göstermesine yetecek süre kullanma sabrını göstererek bu mantarın hayatlarına ve sağlıklarına katacaklarını keşfedebilir. Kırmızı Reishi mantarını ve etkilerini daha geniş kitlelere tanıtmak, ürünlerimizi en doğal ve sağlıklı şekliyle sağlığına ve sevdiklerinin sağlığına önem veren insanlarımıza sunmak yolunda çalışmalarımız devam edecektir. Bu konuda Üniversitelerimiz ile işbirliği halinde yürütmekte olduğumuz araştırmalar tamamlandığında sonuçlarını kullanıcılarımız ve kamuoyu ile paylaşacağız.

Sayın Banu Sağnak, zor bir mücadele esnasında tanımış olduğunuz ürünümüze duyduğunuz güven ve sosyal sorumluluk gereği Kırmızı reishi mantarının daha fazla kişiye tanıtılması konusunda yapmış olduğunuz bu çalışma için size teşekkürlerimi sunuyorum. Reishi mantarının etkileri ile ilgili olarak doktorlarımız ve bilim adamlarımız tarafından yapılacak araştırma çalışmalarına gerekli desteği vermeye hazır olduğumuzu da ifade etmek isterim. Bugün bizimle birlikte olan sevgili Dr. Selma Sander’e de ayrıca teşekkürlerimi sunmak istiyorum.

Sağlıklı ve uzun bir yaşam dilerim

BS: Ben teşekkürederim Refiye Hanım, kaliteli bir yaşamı destekleyen böyle bir ürünü Türkiye’ye kazandırdığınız için. Ayrıca Dr. Selma hanım gibi destekçileriniz olduğunu bilmek beni sevindirdi. Bir Tıp insanı olarak Dr. Selma Hanımdan da görüşlerini duymak beni heyecanlandıracak.

SAMSUNG CSC

Dr. Selma Sander de sevgili Refiye Erkel ile sohbetimize katıldı.

Dr. Selma Sander de sevgili Refiye Erkel ile sohbetimize katıldı.

Dr. SELMA SANDER: Bir yakınınıza kanser tanısının konması, bir de sizin şüphelerinizin doğru çıkması, üstelikte doktorsanız daha fazla yıpratıyor..Yıllardır izlediğiniz hastalar ve neden, sonuç bilgileriniz dünyanızı alt-üst ediyor ..

“Ne yaparsınız? Ortodoks tedavinin yanında daha ne yapabilirim?” diye düşünmeye, dalınız olmadığı için ilgi göstermediğiniz bu bilgilerin ne kadar yaşamın içinde olduğunu anlamaya başlarsınız.

Bilgi sarmalını açtıkça, aslında bir matruşka gibi iç içe geçen sayfalarla karşı karşıya olduğunuzu görürsünüz. Böyle bir yol sizi sonunda ölümsüzlük mantarı, Kırmızı Reishi Mantarına çıkarınca da kullanmak ve sonuçları beklemektir yapacağınız ..

Kanser, hücre doğuş ve yok oluş sürecinde ki anarşist hücrelerin ölmeyi kabul etmeyerek bağımsız ve engellenemeyen bir hızla çoğalması, sistemi ele geçirerek tüm hücre malzemelerini kendi bencil yaşamı için kullanımı ve sonunda asalağı olduğu sistemin yıkılmasına, yok olmasına neden olan bir süreçtir.

Yaşamımıza kattığımız besinlerle bu seyri sürekli denetleme ve kontrol etme çabamız, doğru malzemeleri bir araya getirebildiğimiz de yaşam kalitemizi ve sağlığımızı oluşturmakta; Kırmızı Reishi Mantarı gibi zengin içerikli yaşam desteği besinler düzenli kullanıldığında adım, adım immun hücrelerinize destek olmakta, onların görevlerini yaparak, ölmesi gereken hücreleri öldürmelelerini ve doku oksijenlenmesi artışı ile yaşamın dengelenmesini ( hormesis) sağlamaktadır .

Doğada bazı besinlerle ilgili bu bilgiler yüzyıllara dayanan gözlemlerle nesilden nesile aktarılmakta, bu bilgiyi kullanan insanların gelecek nesilleri oluşturması ile de toplum sağlığı daha kolay elde edilmektedir.

Sağlığı kaybettikten sonra yeniden kazanmaya çalışmak daha acılı, zor ve pahalı bir yoldur.

Sağlığı dengede iken korumak, gerekli besinlerle ve bilgilerle desteklemek daha mutlu ve dengeli bir yoldur.

Dr Selma Sander

Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı

Ayrıca yazımı bitirirken, sizleri Kırmızı Reishi Mantarı hakkında daha da aydınlatabilmek adına, sevgili Mesut Yar’ın, bu cennetten çıkma mantara yer verdiği programını paylaşmak istiyorum. Sağlıkla Kalın!

31
Mar
2014
SAMSUNG CSC

Sağlıktan Gelen Güzellikte Rönesans Devrimi

31 Mart 2014

Merhaba, bu bölümde, başlıkta da gördüğünüz gibi konumuz “Sağlık ve Güzellik”, yani “Sağlıktan gelen Güzellik “; çünkü sağlığını ve doğal dengelerini koruyamayan hiçbir şey güzel kalamaz. Ve ben bu bölümde her zaman sizlere hiç çekinmeden, yaptığım yanlışlardan da bahsederek, nasıl doğru rehber ve doğal yolları bulduğumu, bir bir deneyimlerimi uygulamalı olarak anlatacağım.

image

Banu Sağnak

Bizler; hangi meslekte ya da misyonda olursak olalım; avukat, reklamcı, doktor, sanatçı ya da ev kadını hatta güzellik kraliçesi yine de birer kadınız. Güzel olmak güzel kalmak istiyoruz.

İşte; sevgili doğal güzellik rehberim Dr. Erçin Özüntürk ile 5 yıl önce koordinatörlüğünü yaptığım bir organik kozmetik şirketi adına katıldığım bir lansmanda tanıştım. Mesleği reklamcılık misyonu güzellik olan bir kadın olarak inanın işim daha zor. Yanlış yollara sapmak an meselesi.

1992 senesinde yarışma sonrası aynı zamanda Mimar Sinan’ da grafik tasarım reklam gibi ağır bir bölümde okurken; en az onun kadar ağır diyetler uygulamaktan hormonlarım dengesizleşti ve bunun sonucunda uzun süreli bir hormon tedavisi görmek zorunda kaldım. Vücudum hem su hem de  yağ topladı. Uzun bir süre bocaladım.

image

Dr.Erçin Özüntürk ; Banu Sağnak

Nerede kalmıştık; sevgili Dr. Erçin bey ile mesleğimi ve misyonumu ilgilendiren böyle bir davette tanışma şansına eriştim.Kendisi beni Avrupa’da sunduğu kongrelerde bir Avrupa güzeli olarak “Doğal simetrileri koruyan yüz” başlığı altında örnek gösteriyormuş. Ve “Bundan sonra  bu doğal dengeleri beraber koruyacağız sevgili Banu Sağnak” dedi bana. Birlikte birçok tv, reklam ve kongrelerde sosyal sorumluluk projelerinde çalıştık ve  güzelliğimin doğal dengelerini koruma konusunda bana rehberlik etti ve etmeye devam ediyor. Sizleri de doğal güzellik rehberim sevgili Dr. Erçin Özüntürk ile tanıştırmak istiyorum, konumuz her yaşta kadın ve erkeği ilgilendiren yöntem “Rönesans”.

31
Mar
2014
image_00004

Her Yaşta Kadın Ve Erkeği İlgilendiren Yöntem: “Rönesans”.

31 Mart 2014

 

image_00002

Dr.Erçin Özüntürk ile Erlamer’de “RönesansYöntemi ” Sohbeti

Dr. Erçin Bey; beni “Rönesans” ile tam da yeri doldurulmayacak kayıplarla karşıladığım “40. yaşgünümde” tanıştırdı. Yaşamımızda ki bazı kayıpların yeri hiç dolmuyor elbet, ama onlarla beraber gelen vücudumuzda ki kayıpların telafisi mümkün ve artık bu teknikleri uygulamak lüks değil, hatta bizim kendimize karşı olan sorumluluğumuz. İşte tam bunu farkettiğim  sırada; “Gel Banu’cuğum” dedi Erçin Bey “Sana yüzünün kaybettiği, onu diri tutan maddeleri geri verelim”

Ben de: “Nasıl olacak bu dedim?” aslında biraz da utanmıştım, gözlerimin altının gölgelendiğinin, yüz ovalimin üzüntüden aşağıya doğru baktığının farkında değildim. Ayrıca yüze ifadesini kaybettiriren suni tekniklerden de korkuyordum ;ama doğal güzellik rehberim Dr. Erçin Bey’e bu konuda güvendiğim için onu dikkatle dinledim.

image

Dr. Erçin Özüntürk ; Banu Sağnak

Dr. Erçin Bey: Banu’cuğum herzaman ki gibi doğal bir yöntem kullanacağız. Yorgun ve solgun yüz ifadeni almak,  hafif şişkin göz altlarını tedavi etmek ve güzel yüz ovalini korumak için,  sağlıklı hücre üretimine destek olmak amaçlı, cildinin altına ince iğneler ile kök hücre bazlı bir kokteyl uygulayacağız. Bu doğal yöntemin ismi ciltte ve yüz ovalinde içten dışa bir rönesans devrimi başlattığı için de “RÖNESANS”. Her yaşa ve duruma göre 3 ayrı kokteylimiz var. Bunlar da aynı bir ressam edasında çalıştıkları için; isimlerini dönemin 3 ressamından alıyorlar : “Raffaello, Tiziano ve Michelangelo “.

BS: Yani kullanacak olduğunuz bu doğal yöntem, benim korktuğum yüz ifadesini kaybettiren metodların tersine, yüze zehir verip kasları felce uğratmak yerine dokuları besleyerek alttan dolduruyor, içim rahatladı doğrusu. Peki benim durumumda, yaşımda, hangi ressam çalışacak acaba?

Dr. Erçin Bey: Sende, ressam “tiziano” ile çalışacağız, sevgili Banu’cuğum. Genellikle 35 yaştan sonra bazı maddeler vücut tarafından üretilemediği için ince çizgiler, sarkmalar ve benzeri  yaşlanma belirtileri başlar. 35 yaş sonrası için 10 ayrı antiaging aktif maddeyi bir arada içeren ilk ve tek kokteyl “Tiziano”.

Bu maddeler Omega CTP kompleksi, Organik kök hücreleri, Resveratrol, Bakır peptid, Kollajen, hyaluronic asit, Omega 3, 6, 9 ve aminoasitleri. Bu kokteyl ince çizgilerin giderilmesi, lifting, forma sokma ve kalınlaştırma amacıyla yüz, boyun, dekolte, eller, göbek, kol altları, uyluk içleri ve göz altı torbalarında kullanılır.

image_00001

Banu Sağnak

BS: İnsan sizin ile 35 yaşı geçtiğini unutuyor Erçin Bey’ciğim. Ama zaten dışarıdan kayıpları görmeyişimizin nedeni içeriden bu kayıpları tamamlamamız olsa gerek değil mi? Peki diğer iki ressamın görevi nedir?

Dr. Erçin Bey: Aslında kayıplar sadece 35  yaşında başlamıyor Banu’cuğum, 25 yaşında, hatta hızlı kilo vermeye, stres ve yanlış beslenmeye bağlı olarak; 16-18 yaşlarında bile görülebiliyor.

25 yaş sonrası kayıpları için biz, 8 ayrı antiaging aktif maddeyi bir arada içeren kokteyl “Raffaello’yu” uyguluyoruz .

Raffaello ; Hyaluronic asit, Pinus pinaster , Resveratrol, Glutatyon,  Antioksidan kompleksi, Aminoasitler, Bakırpeptid ve B grubu vitaminlerden oluşan bir kokteyl‘dir. 25-35 yaş arasında kullanılarak Hidrasyon ve parlaklık sağlar, besler. Yüz, boyun, dekolte, eller, ayaklar, göz altı morlukları ve saç köklerinde etkilidir. Erken yaştaki göz altı morluklarında da Raffaello ile oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz.

31
Mar
2014
Güzellik

25 Yaş Sonrası Kayıpları İçin Rönesans Yöntemi: “Raffaello”

31 Mart 2014

Raffaello; Hyaluronic asit, Pinus pinaster, Resveratrol, Glutatyon, Antioksidan kompleksi, Aminoasitler, B akırpeptid ve B grubu vitaminlerden oluşan bir kokteyl‘dir. 25-35 yaş arasında kullanılarak Hidrasyon ve parlaklık sağlar, besler. Yüz, boyun, dekolte, eller, ayaklar, göz altı morlukları ve saç köklerinde etkilidir. Erken yaştaki göz altı morluklarında da Raffaello ile oldukça başarılı sonuçlar alıyoruz.

image

Göz Altı Morluğunda Raffaello Tedavisi Öncesi Ve Sonrası

BS: Biliyorsunuz Erçin Bey’ciğim oldukça fazla koşturmacam var bu aralar. Rönesans, Tiziano tedavisi çok uzun süre alıyor mu ? Bir ön hazırlığı var mı? Uygulama sırasında ciltte olabilecek yan etkileri var mı ? Ne kadar zaman alacak etkilerini görmem ve bu rönesans ışıltısını ne kadar süre koruyabileceğim? ve ne çok soru sordum değil mi? :)

Dr. Erçin Bey: Banu’cuğum sana uygulayacağımız yöntem “Tiziano” içeriğindeki organik kök hücreler               (meristem hücreleri) ile cilt üzerinde daha ilk uygulamada gözle görülür bir yenilenme sağlamaktadır. Organik kök         (Meristem) hücrelerin esas özelliği sık sık bölünerek, yeni hücreler meydana getirmesidir. Bundan dolayı da yüzünün gözaltı gibi hassas noktalarında hafif bir kızarıklık ve şişme yapabilir ama 1-2 günde geçer.

Formül içeriğini,  cilt altına  3 mm derinliğe;  3 cm ara ile enjekte edeceğiz. Haftada 1 bu şekilde, 4 seans uygulayacağız ve 2 ay sonrasında 2 seans daha uygulayıp tedavimizi tamamlayacağız. Bu uygulama etkisini 1 yıl boyu sürdürüyor. Böyle derialtı enjeksiyon yöntemlerinde yarım saat öncesinde uyuşturucu bir krem sürüyoruz cilde, ama sende daha önce doğal hyalunaric uygulamıştık ve uyuşturmaya gerek duymamıştın, o yüzden 15 dakika alacaktır her uygulaman.

Ayrıca bugüne kadar uygulanan cilt altı antiaging mezoterapi,  yarım santim aralıklarla yapılmasına karşın, bu uygulama, bu güçlü ve hızlı sinerjik etki nedeniyle 3 cm aralıklarla uygulanır. Bu sayede Rönesans uygulaması, maximum 10-15 mini injeksiyon ile tamamlanır. Sağladığı uygulama kolaylıkları, protokolün kısalığı, uzun etkisi ile farklılaşan bu tekniğin adı MIIT “mikro intradermal injection technic”  (Rönesans yöntemi) olarak tanımlanmaktadır.

Ayrıca “Rönesans tedavileri” cilt altına doğal yapıtaşlarını kazandırıp, mimik hareketlerini engellemediği için doğal yüz ifadesine zarar vermez.

Esra Özüntürk , Banu Sağnak , Dr. Erçin Özüntürk

BS: Peki ya 3. Ressamımız Micheangelo’nun görevi nedir? Sanki diğer ressamlar ona iş bırakmamış gibi Erçin Beyciğim?

Dr. Erçin Bey: Sevgili Banu, sende gerek duymadığımız için vücut bölgesini unuttun. Michelangelo, yağ tabakasının kalın olduğu bölgelerde, forma sokan özel lipolitik, yani doğal bir yağ yakıcıdır.

Fosfatidilkolin, damar içindeki yağlanmayı gidermek için vücudumuz tarafından üretilen bir maddedir. Ancak  bu madde belirli bir yaştan sonra artık üretilmemeye başlar. Bu madde dışarıdan gerekli görülen bölgelere verilerek egzersiz ve diyetle yok edilemeyen; selülit ve yağ tortularının giderilmesini sağlar. 15 günde bir düzeltilmesi istenen bölgedeki deri içerisine yapılarak tedavi sağlanır, % 80 lere varan olumlu sonuçlarla  bölgesel yağların giderilmesinde ve selülit tedavisinde büyük bir memnuniyet sağlanmıştır.

BS: Evet bu aralar oldukça zayıflamama rağmen hafif bir yağ tortusunun varlığını bende hissediyorum. Görünüşe göre 3. Ressamımız da Rönesans tedavisinde hatırı sayılır bir yer sahibi. Onunla da tanışacağım gibi görünüyor yakında. Tabii  4.ressamı unutmamalı:) yani sizi. Uygulayan Doktorun da rönesans ressamları kadar yeri var tedavide.

Ve sadece bayanlar için değil, baylar için de doğru bir tedavi Rönesans, hatta tedavi demek doğru değil gerçekten bir devrim, sağlıktan gelen doğal ışıltılı bir cildi, yüzü ve bedeni kim istemez ki. Klinikten çıkan genç, ünlü ve mutlu baylar gördüm ben Erçin Bey. Onların memnuniyetinin de ilgisi var mı Rönesans ile?

Dr. Erçin Bey:  Evet Banu’cuğum çok iyi gözlemlemişsin. Raffaello’nun  içeriğinde bulunan bakırpeptid saç köklerinin uyarılmasında, saçlarda istenen olumlu etkinin yaratılmasında referans bir maddedir. Saç dökülmesi genç yaşlı bayların hatta bayanların bile Korkulu rüyası.

Raffaello ile saçlı deriye yapılan uygulamalar da, 3 cm aralıklarla  yapıldığı için çok az noktaya uygulama yapılarak, saç köklerinin uyarılması sağlanır, saçlar 6-8 uygulamadan sonra canlanır, dökülme durur. Her uygulama 12-14 enjeksiyon ile kolaylıkla tamamlanır. Klasik yöntemlerde en az 60-80 enjeksiyon yapılarak hastalara acı vererek; adeta bir çin işkencesine dönüşen bu uygulama, Rönesans yöntemi ile çok kolay. O yüzden memnun ve genç baylar görüyorsun klinikte ;)

image_00007

Dr.Erçin Özüntürk 69 yaşında ki Gülören Hanım’a Tiziano Uygulaması Yaparken

BS: Rönesans deneyimine sahip bir başka bayan da sevgili Gülören hanım. Bayanlara yaşı sorulmaz ama ben yaşını tahmin edemedim doğrusu, kaç yaşında Gülören Hanım ve ona öngördüğünüz tedavi ne oldu?

Dr. Erçin Bey: Gülören hanım 69 yaşında. Kendisine cildini kalınlaştırma, yüz ovalini forma sokma, çizgilerinin görünümünde hafifleme sağlama amacı ile 4 seans Tiziano uygulandı.

Rönesans tedavisi, Botulinium Toksin A preparatı enjeksiyonları, dolgu tedavileri, kimyasal peeling, lazer tedavileri gibi pek çok tedavi ile kombinasyonlu uygulanabiliyor ve üstelik o tedavilerin de sonuçlarını olumlu yönde etkiliyor.  Bu nedenle Rönesans, Gülören Hanım’a yaptığımız dolgu ve diğer başka uygulamaların daha olumlu ve hızlı sonuç vermesini sağladı.

BS: Evet uygulamalar sırasında beraberdik Gülören Hanım oldukça rahat ve memnun görünüyordu.Tüm bunların sonucunda daha az acı ve memnuniyet ile gülümsemek de doğrusu etkiyi 2 ye katlıyor. Zaten fotoğraf ve video görüntülerimiz de bunu yansıtıyor.

Bu gerçekten antiaging tedavisinde “Rönesans Devri” . Ve Bu Rönesans devrinin  Monalisa’sı olarak; size  tüm yaratıcı ekibi tanıtmak istiyorum. Ben onlara güzellik ve sağlık perilerim diyorum; çünkü gerçek güzellik için önce ruhu beslemek gerekir.Teşekkürederim Erlamer.

SAMSUNG CSC

Talin Özgür, Esra Özüntürk,Banu Sağnak,Erçin Özüntürk, Muazzez Şenol Kaynar, kezban kervan

erlamer_logo

ERLAMER ESTETİK VE GÜZELLİK MERKEZİ

www.erlamer.com